yollar ve su

 

    “Madem hiçbir savaş kazanılmaz, benden size asker olmaz” diyerek başlayan albüm daha ilk andan itibaren dostça ve kardeşçe karşılıyor sizi. Sadece savaş şiddetine muhalif olmaktan bahsetmiyorum, Can’ın sesi çok dostane ve sıcak. Adeta kendinizi onun iklimine terk etmek ve uzun süre orada kalmak istiyorsunuz.

    Bir süredir listemde olan albümü kendimi yorgun hissettiğimde, hayata biraz mola vermek istediğimde dinliyorum. Hayatın can acıdan kırıcı realitesine daha umutlu, daha masalsı ama yine de her şeyin bilincinde, özgün bir farkındalıkla bazen karşı koymak, bazen koyuvermek bu albümle mümkün oluyor.

     Aydan Gelen Fil mesela masalsılığın bir adım ötesine geçen bir şarkı; bir masal gerçekten de. Dinlerken ay ve güneşin ilişkisi annemin bana yıllar önce anlattığı masalı hatırlattı. Annemin anlattığı biraz farklı bir versiyondu gerçi. Ona göre Ay erkekti ve ekmek yapan Güneş’e kur yaparken Güneş’in ona tokat atması sonucunda böyle lekeli bir yüzü vardı. Su ise öyküde yer almıyordu.

    Tabii bunlar önemli değil, önemli olan şarkı ve masalın bir şarkıda kendisinde yer bulmasında. Tek dertleri aşk olan şarkılardan çokça bunaldığım bu zamanlarda bu albüm bana yeniden nefes aldırıyor. Hayatın aşktan ibaret olmaması müzikte kendine daha fazla yer bulması gerekirken çoğunlukla böyle olmuyor. Dinleyiciyi kazanmak için “tutan” şarkılar yapmak isteyen müzisyenlerin aksine Can masalın da hayatın bir parçası olduğunu ve pek tabii onun hakkında şarkı yapılabileceğinin iyi bir örneğini oluşturmuş. Barış Manço gibi çocukların seveceği bir şarkı da değil bu üstelik. Bu yönüyle ayrı bir dikkati hak ediyor.

     Sevmediğim tek husus “gitmek” temalı şarkıların bu albümde de yer alması. Ben daha çok kalmak için bir sebep arayan birisiyim ve nedense böyle şarkılar yapan müzisyenlere hiç rastlayamıyorum. Gitmek kolay, kalmak zor bana kalırsa; isteyerek kalmak yani.

     Sözü fazla uzatmımayım; severek dinlediğim bir albüm ve sizin de dinlemenizi tavsiye ediyorum.

     Müzikle kalın efendim.

Reklamlar