Levent Özer - Söyle De Bilelim.jpg

 

     Yaşlı insanların hayatlarının belirli bir anından sonra alışveriş yapmayı bırakması gibi ben de yeni müzikleri keşfetmeyi bir süre önce bıraktım. Bu insanların kıyafetlerine bakarak hangi yılda kaldıkları aşağı yukarı söylenebileceği gibi benim de hangi yılda kaldığım bilgisayarımdaki müzik arşivine bakılarak pekala söylenebilir sanırım. Kesin olarak tarih veremesem de 2010 ve sonrası desem pek yanılmış olmam. (Seinfeld) Tabii bunun farkında olduğum için bir mücadeleyi de aynı anda yürütüyorum sürekli. Satın aldığım bir müzik dergisi veya web sitesi de olmadığı için google aramaları veya iTunes store’a göz gezdirerek neler var neler yok diye bakınıyorum ben de. Sonra da Spotify’den dinliyorum. En son dikkatimi çeken sanatçı da Levent Özer.

     Aslında gariptir Söyle De Bilelim albümü muhtemelen inceleme yazmadan önce en fazla dinlediğim albüm olacak. Bunda hep bahsettiğim tembelliğimin payı olsa da albümün bende bir yer edinmesi, onu tanımlayabilmemin zaman almasının payı epeyce büyük. Ben konsept albümleri çok severim efendim. Kitap gibi bir şey hakkında yapılan albümler onu bir yere koymayı kolaylaştırdığı gibi halet-i ruhiyeye göre doğrudan albüm tercihini de kolaylaştırıyor. Bunun yanında tematik olmayan albümler fazlasıyla dağınık olabiliyor, şarkıları ilişiklendirmek, bazen aynı sanatçıdan çıktığını söylemek dahi zorlaşıyor. Söyle De Bilelim albümü ise sevmediğim bu temasız albümler sınıfına girmesine rağmen onu bir türlü kenara itemedim veya hakkında hemen bir yargıya varamadım. Albümün kendine münhasır havaları olan şarkıları ne kadar birbiriyle alakasız gibi görünse ve duyulsa da her birinin sanatçıya ait birer parça olduğu hissine fazla kapıldım.

     Evet, hangi şarkıyı dinlersem dinleyeyim kendimi o şarkıda bulmak ve dikkat kesilmem zor olmadığı gibi hepsini ayrı ayrı sevdim diyebilirim. Bu albümle en çok sevdiğim şey ise sözler birileri hakkında veya birilerine söyleniyormuş gibi yazılsa da dinlerken kendi kendime konuşuyormuş hissinden kurtulamadım. Hayatımın bir döneminde kimseye ulaşmayan sayısız mektuplar yazmış biri olarak sanatçı ile kendimi aynı yerde gördüm çoğu zaman. Her bir şeyi hisseden ama hiç birinde aşırıya kaçmayan Levent’i çok sevdim diyebilirim. Dingin bir kişiliği varmış hissi uyandırdı bende. İlk albümü olmasına rağmen de müziğini epey olgun buldum. Bu iyi çıkışını birileriyle kıyaslamak gerekirse Peyk’in ilk albümünü örnek gösterebilirim. Hülasa, güzel albüm.

     Müzikle kalın efendim.

Reklamlar