dokunmak

     Geçen senenin (2014) ortalarında Müziğin Başka Türlüsü adlı radyo programına Erkan Oğur katılmıştı ve ben de bu programın podcastlarını sık sık dinlemememe rağmen tam da bu programa denk gelmeyi başarmıştım. Programda yeni albümleri Dokunmak’tan bahsediyorlardı. Çok güzel bir söyleşiydi. Her zamanki gibi tembellik yapıp aylar sonra buraya yazdığım için program içerisinde konuşulanlar, çalınan şarkılar, program tarihi gibi almış olduğum notları kaybettim ve bu epey gerekli bilgileri sizinle paylaşamıyorum. Programdan kısacık bahsetmek gerekirse Erkan Oğur yalnız değildi. Yanılmıyorsam İlkin Deniz’de yanındaydı. Müzik kariyerlerinden, beraber yapmış oldukları projelerden ve gelecekten ve elbette müzikten konuştular. Evim metro’ya yürüyerek 25dk yürüme mesafesinde. Genellikle podcast dinliyorsam otobüste veya metroda dinlemeye başlıyorum. Program sarmışsa metrodan indirkten sonra yürüyerek eve gidiyorum. Zira eve gidince podcast/radyo-konuşmaya dayalı programlar dinleyemiyorum. O gün de gene yürümek durumunda kaldığım günlerden biriydi. Program müddetince üç şarkı çaldılar.

     Albüme gelecek olursak, 2014 ortasında çıkan albümdeki şarkıların çoğu Hiç albümündeki gibi enstrümantal. Ortalama 6 dakikalık toplamda yedi şarkı var albüm içinde. Saz/bağlama  en sık duyduğumuz enstrüman gene. Bunun dışında keman/e ve ney de yerine göre epey sık kullanılmış veya ben bunları seçebildim.

    Gelelim en zor bölüme: müziği. Burada birkaç defa bazı albümler hakkında bir şeyler söylemeye cüret edemediğimi yazmıştım. Bu albüm de işte tam bu tanıma uyan bir albüm. Ne söylersem boş gibi. Albüm tam da isminin hakkını veriyor ve insanın yüreğine, ruhuna dokunmayı başarıyor. Öyle ki albümün sizi alıp götürmesine kayıtsız kalamıyorsunuz. İlk denemede yelkenleri suya indirerek 45 dakikalık bir terapinin içerisinde yer alıyor, ancak albüm bittiğinde bahsettiğim durumu avrayabiliyorsunuz. Müziği dinlerken bir şeyler yapmak imkansız gibi. Güvenli (trafiksiz) bir yerde yürümek gibi basit eylemler dışında hiçbir şey yapamıyorsunuz. Kimi zaman mazide, kimi zaman müstakbelde, hatıra veya hayallerde, bazen üzülerek bazen de sevinerek albümü dinliyorsunuz. Öyle insanın içine işliyor ve herkese farklı farklı duygular yaşatabiliyor. Bir şeyleri tanımlarken kendimi çaresiz hissettiğim çok az durum olur genelde. Zorlarsam bu anları sayabilirim bile. Bu albüm de beni çok çaresiz hissettiriyor şu anda. Belki de yazmayı ertelemenin en mühim sebebi buydu aslında; bu albüm hakkında bir yargıda bulunmak, hele de olumsuz bir şeyler söylemek imkansız. İnsan bunun imkansız olduğunu ilk şarkıdan itibaren anlıyor. Bu yüzden artık bitiriyorum.

     Müzikle kalın efendim.

Reklamlar