888608972369.170x170-75
    İsmi uzun olan şeyleri her zaman sevmişimdir. Eternal Sunshine of the Spotless Mind, Ano Hi Mita Hana no Namae wo Bokutachi wa Mada Shiranai, Yüz Yıllık Yalnızlık aklıma gelen birkaç uzun isimli sanat eseri ve istisnasız hepsi muhteşem yapıtlar. (Eternal Sunhine’ı yazarken google’a bakmadım, yemin ederim). iTunes’da gezinirken rastladığım bu grubun da uzun isminin altında iyi bir şeyler olabileceğini düşünüp üzerine eğilmeye karar verdim. Bu yaklaşık olarak 1 hafta önceydi. 30 saniyelik birkaç dinlemenin ardından soundcloud’da bunların epey bir süredir var olduğunu, Kadıköy’de çıktıklarını falan öğrendikten sonra albümü satın alıp dinlemeye başladım.

    Şimdiye dek ne konser kayıtlarını ne ev kayıtlarını seven biri olmuşumdur. Albümü satın almadan önce biraz soundcloud’ta takıldığımdan albümde de haliyle daha iyisiyle karşılaşacağımı düşündüm. Fakat gel gör ki -herhalde ilk defa- bu kadar güzel şarkıların ve enerjinin stüdyoya girince kötüleştiğine şahit oldum. Yanlış bilmiyorsam kimseyle çalışmıyor bu grup. Zaten kendileri de indipendent rock yapıyorlar. Dağıtımcısından tut, organizatörlerine kadar her şeyin altından kendileri kalkmaya çalışıyor, videolar ve klipler hazırlayıp internetten indirilebilir içerik olarak sunuyorlar. Bu haliyle takdire şayan olmadıklarını söylemek kendilerine haksızlık olur. Muvaffakiyetlerinin devamını dilerim.
     Ne diyorduk; stüdyo kaydı. Soundcloud’ta dinlerken istisnasız hemen her şarkılarını sevdiğim grubun albümünü en az 10 defa üst üste dinlememe rağmen ”Özümden Çok” şarkısından başka hiçbir şarkı dikkatimi çekmeyi başaramadı, bir türlü kendimi müziklerine veremedim. Hatta öyle ki albüm hakkında ”olmamış” demekten fazla fikrim yok bile desem yeridir. O kadar az şey var aklımda. Buraya yazmamayı bile düşünmeye başlamıştım. Defalarca dinlememe rağmen olmuyor fakat soundcloud’a bakınca ”ne güzel grup lan” diyorum hala.
     Gitar çalmak gibi bir hayalim olmasına ve az çok bilgim olmasına rağmen hala müzik konusunda kendimi fazla yetersiz hissettiğim için işin müzikal kısımlarına girmeye cüret edemiyorum. Fakat solistin şarkı söyleme tarzından tutun da müzikal kalitesine kadar, albüm yapım aşamasının başında zaten ”olmuş” şarkıların arkaplanda zenginleştirme çabalarının yersiz ve fazlalık olduğuna dair de yorumlarla sıkça karşılaştım. Öyle ki herkes albüm ve soundcloud kayıtlarının arasındaki farkta ve albümün yetersizliği konusunda müthiş bir ittifak kurmuş. İstisnasız her dinin evrimi yalanlaması gibi bir şey olmuş. Eminim, grup üyelerinin kendisi de bunun farkındadır. Henüz Yökş albümü dinlemediğim  için iki albüm arasındaki farktan bahsedemiyorum. Bu albümün ikinci olmasından mütevellit stüdyo kayıtlarında kayda değer ilerleme katedemedikleri sonucuna varsak da aceleci olmamak taraftarıyım.
     Bunların yanında, internette yaptığım aramlarında kendilerine dair bir facebook sayfasına ulaşabildim sadece. Kendilerine ait siteleri yok. Buraya yapıştırdığım albüm kapağını bile itunes sayfasından kopyalamak zorunda kaldım. Benim gibi facebook kullanmayan insanlara haliyle ulaşamayacaklar. İnternet sayfalarının ücretsiz veya çok ucuz fiyatlara elde edilebildiği düşünürlürse grubun buna sahip olmaması da hoşuma gitmedi. Madem internet ortamındalar, güzelce yerleşmeliler ve herkes tarafından ulaşılabilir olmalılar diye düşünüyorum. Soundcloud kullanmayan binlerce insanın olduğu da göz önüne alınırsa, kendi sayfalarının olması daha elzem oluyor.
     Ağlak rock müziğinden muzdarip olduğumuz şu günlerde Yok Öyle Kararlı Şeyler gibi gruplara çok ihtiyacımız var. Kendilerine başarılar diliyor, daha güzel albüm ve şarkılarla bekliyorum.
      Müzikle kalın efendim.

 

Reklamlar