Koop-Koop_Islands_b
     Bugün, son zamanlarda giriştiğim müzik keşfi serüvenimde aslında 2010 yılından beri sesi soluğu çıkmayan İsveçli caz grubu Koop‘tan, onların Koop Islands albümünden bahsetmek istiyorum.
     Aslında geçenlerde indirdiğim Discovr isimli programda Gare Du Nord adlı Fransız Caz grubununun benzerlerini aratırken karşıma çıktı Koop. Yukarıda da gördüğünüz minimalist albüm kapağını görünce bazı şarkılarını dinledim. Sizin de Koop Island Blues şarkısını dinlerken hemen seveceğiniz gibi gruba çabucak ısındım ve albümü alıp dinlemeye başladım.

        Her ne kadar Yukimi Nagano‘nun o tatlı sesini duyar duymaz Pink Martini‘den arak bir hava sezsem de müziklerindeki kendilerine has ritimleri ve acid caz türünde ilk defa karşılaştığım bu denli yoğun davul (vurmalı çalgılar) kullanımı çok kısa sürede kendilerinin özgünlüğünü ispatladı ve şüphe taşımayan ruhumla kendimi müziğe vermeme izin verdi. Zaten sonradan araştırdığımda Koop’un albümlerinin yapım aşamasında şarkıların yüzlerce farklı klipler şeklinde kaydedilip bunların montaj/ miksajlanması ve nihai hale getirilmesiyle yapıldığını ve bu yüzden grubun albümlerinin yapım aşamasının hep çok uzun sürdüğünü öğrendim. Hülasa epey zengin bir müzikleri var ve yapılan çalışmalar hep yerli yerinde, ne eksik-ne fazla.
      Albümün tamamına yayılmış bu özgün ritim kullanımı ne solistin sesini ne de diğer enstürmanları boğmamış. Kendinizi bazen tatlı bir piyano resitalinde hissedebildiğiniz gibi saksofon sololarından da hiç mahrum olmuyorsunuz. Parçalarda çeşitli elektronik sesler de duyuluyor. En azından o sesler için garip aletler kullandıklarını ve her ne/nasıl yapmışlarsa gayet başarılı olduklarını söyleyebilirim.
     Albümde Koop Island Blues ve Let’s Elope isimli parçalar en çok dikkatimi çekenler oldularsa da zannediyorum ki Random Access Memories tadında bir albüm olan Koop Island’ta herkesin farklı birer top listesi olabileceğini düşünüyorum. Koop Island Blues şarkısında Ezginin Günlüğü’nün Veda şarkısındaki mazinin sıcaklığı ve sevilmişin hep sevilebileceği hissiyatını, Let’s Elope şarkısında ise sevmenin ve beraber uzaklara gitmek istemenin çoşkusunu sözlerini anlamasaz dahi hissedebiliyorsunuz. Buna benzer birkaç tane daha hemen sıyrılan şarkı varsa da hepsinden söz etmeyi fazla spoiler vermek gibi düşünüyorum nedense.
     Bunca zaman önce (2006) yapılmış bu albümü 8-9 yıl sonra keşfedip dinlemek talihin tatsız bir oyunu da olsa sevinmiyor değilim. Çünkü geçmişteki kayıp şimdiki kazancın yanında çok zayıf kalıyor. Sizin de seveceğinize eminim.
     Müzikle kalın efendim.
Reklamlar