Ezginin_G_nl__Eski_Arkada_
  Yıllardır var olan ve yıllardır sevilen Ezginin Günlüğü son albümleri “Eski Arkadaş”ı bu ay çıkardı. Taraf gazetesindeki Nadir Göktürk röportajını okuduktan sonra albümün varlığından haberdar oldum. Albümü alıp çantamda gezdirdiğim ikinci günün ardından nihayet Mp3 formatına çevirip iPod’uma yükleyebildim.

  Uzun süredir yeni bir Ezginin Günlüğü albümü dinlemediğim için şarkılarını nasıl seveceğimi unutmuştum. Ezginin Günlüğü yavaş yavaş sevilir bildiğiniz üzere. Şarkılarının güzelliklerinin hemen farkına varamayabilirsiniz ya da sizi o şarkıda çeken bir şeyler bulamayabilirsiniz. Fakat bir an gelir ki Hüsnü Arkan‘nın elini omzunuzda hisseder ve çalınan şarkıyı sizin için yazdığına kanaat edersiniz. Ezginin Günlüğü’nü sevmem uzun zamanımı almıştı. Kopmam için ise yeterli zaman hiç olmayacak zannediyorum. 
  Eleştiriyi bu kadar geç yazmamın ilk sebebi albümü bu sabahki tren yolculuğuna dek doğru dürüst dinleyememiş olmamdı. Diğerleri ise genel olarak blogumla ilgili endişelerimden oluşuyordu. Nihayet eleştiriyi bu akşam bitirebileceğim.
   Albümle ilgili fikirlerime başlarken her şeyden evvel bunun çok iyi bir Ezginin Günlüğü albümünü söylemek istiyorum. Kendi yeni yetmeliğimden olsa gerek grubun son dönem albümlerini daha çok seviyorum. Bunun sebebi de müzikal altyapı ve kullanılan enstrümanların çeşitliliği ve grubun en son ki kadın solisti Eylem Atmaca. Bu kadına tek kelime ile bayılıyorum. İçinde olduğu albümlere kattığı güzelliği başka bir zaman, grubun başka bir albümünü eleştirirken tarif etmeye çalışacağım. Şimdi grubun son dönem albümlerine olan muhabbetimin son çalışmaları için de geçerli olduğunu söylemek istiyorum. Açıkçası tam istediğim ve beklediğim kıvamda yapmışlar.
  Sözlerin aynı mahir ellerden ve en az onların ki kadar hünerli zatların şiirlerinden kotarıldığını da aklımızın bir tarafına yazarsak bu albümü sevmemek için ortada neden kalmıyor. Şunu söylemek istiyorum ki, albümü ilk dinlediğimde aşina bir rahatsızlık hissetmiştim. Bu Feridun Düzağaç’ın son albümü Uykusuz Masalları dinlerken hissettiğim şeyle çok aynıydı. Bahsettiğim albümü ilk dinlediğimde F.D.’ye çok kızmıştım. Müziğindeki çok sesliliği ve artan rock unsurlarını görmemezlikten gelmeden sözlerinin evvelki kalıplarının dışına çıkmamasından dolayı hayal kırıklığı yaşamıştım önce. İşte aynı adamdı bu. Her şeyi ile aynı, ufak tefek makyajlar haricinde. Sanki hiç yaşamamış bu adam, iki gün arayla beş tane albüm çıkarmıştı. Hepsi aynı mı olurdu Allah’ım!
  Hayır, Ezginin Günlüğü için aynı şey geçerli olmadı Allah’a şükür. O his bir kaç dakika sonra bir daha dönememek üzere gitti zihnimden. Bu kendini tekrar eden bir grubun seri üretim bandının mahsulü değildi. Belki başka bir kana ihtiyaç duyulur diye beş farklı şiiri bestelemişler ve her birinden mükemmel eserler yapmışlar. “Eski Günlerimiz”i dinlerken müziğin ve sözlerin gücünü hissetmemek, Ahmet Hamdi Tanpınar‘ın “Huzur” romanında “Suat”a Beethoven hakkında söylettiklerini hatırlamamak elden gelmiyor. “Yeter, yeter artık, üzerime gelmeyin” diye bağırmak istiyorsunuz.“Yine ortancalar altı camının
  Dışarda sükûnu yaz akşamının
Bahçemiz sulanmış ıslak her çiçek
Kapı çalınacak babam gelecek.”



  Neyse, hem eleştirimi haddinden uzun tutmak istemiyorum, hem de bitirmek istiyorum. Bu yüzden kısa tutuyorum ve bitiriyorum. Yıllarca, hatta ölünceye dek severek dinleyeceğimden emin olduğum bu albümü sizin de alıp dinlemenizi gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. 


 Müzikle kalın, sevgiler.

 

Reklamlar